Zamanın Fısıltısı: Antika Makinenin Sırrı (Hikaye 3. Bölüm)

Eski bir siyah beyaz aile fotoğrafına odaklanan antika makine ve objektifteki gizemli ayrıntı
Zamanın Fısıltısı: Antika Makinenin Sırrı "3. Bölüm: Ağlayan Çocuğun Gizemi"

O an donup kalmıştım. Masanın üzerindeki o eski fotoğraf karesinde büyükannemle yan yana duran küçük çocuk, objektifin içinden bana bakarken hıçkırıklara boğuluyordu. Makineyi sarsılan ellerimle masaya bıraktım. Odanın içindeki hava bir anda ağırlaştı, sanki 1950’lerin o tozlu ve kasvetli havası günümüze sızıyordu.

Nefesimi tutarak makineyi tekrar elime aldım. Bu sefer sadece bakmakla yetinmeyecektim; o ağlayışın nedenini bulmam gerekiyordu. Objektifi çocuğun yüzüne iyice yaklaştırdım. Görüntü netleştikçe, çocuğun elinde tuttuğu küçük bir oyuncak atı fark ettim. Oyuncağın üzerinde, Mira’nın notundaki el yazısıyla aynı karakterlerle yazılmış bir isim kazılıydı: "Kerem".

Büyükannem bana hiç Kerem adında bir kardeşinden bahsetmemişti. Albümün sayfalarını çılgınca karıştırmaya başladım. Her fotoğrafta o çocuk vardı ama objektiften bakmadığım sürece hep mutluydu. Makineyi her tutuşumda ise aynı kederli yüzle karşılaşıyordum. Derken, albümün en arkasında, siyah bantla yapıştırılmış, kenarı yanık bir zarf buldum. Zarfın üzerinde "Sadece gerçeği görmek isteyenler için" yazıyordu.

Mira'nın mektubu bir anahtarsa, bu fotoğraf makinesi o anahtarın açtığı karanlık bir odaydı. Kerem'in gözyaşları fotoğrafın yüzeyinden süzülüp masadaki notun üzerine düştüğünde, kağıttaki mürekkep dağılmaya ve yeni harfler belirmeye başladı. Mira’nın sesi sanki zihnimin içinde yankılandı: "Gerçek, göründüğünden çok daha derinde gömülü."

Sevgiler

Nihals~~

 "Mira aslında kimdi? Fotoğraftaki o çocukla arasındaki bağ ne? Final bölümü için takipte kalın!"

"Yeni bölümlerden haberdar olmak için blogumuzu takip etmeyi ve yorum bırakmayı unutmayın."

Yorumlar