Zamanın Fısıltısı: Antika Makinenin Sırrı "4. Bölüm: Final - Gerçeğin Işığı"
Masanın üzerindeki notun üzerinde beliren o yeni harfler, odadaki soğuk havayı daha da ağırlaştırdı. Mira’nın zihnimde yankılanan "Gerçek, göründüğünden çok daha derinde gömülü" cümlesiyle birlikte, elimdeki o kenarı yanık zarfın mührünü yavaşça kırdım.
Zarfın içinden 1957 yılına ait, sararmış bir gazete kupürü ve gümüş bir kolye ucu çıktı. Gazetedeki haber, o siyah-beyaz fotoğrafta büyükannemin hemen yanında duran küçük çocuğun hikayesini fısıldıyordu: "Küçük Kerem, Yetimhanedeki Yangında Kayboldu." O an her şey netleşti. Kerem, aslında büyükannemin hiçbir zaman bahsedilmeyen, o trajik gecede öldüğü sanılan kardeşiydi.
Mira, bu makineyi bir vasiyet olarak bana bırakmıştı çünkü o makine, Kerem'in aslında ölmediğini, sadece o yılların karanlığında unutulduğunu kanıtlayan tek şahitti. Makineyi son kez kolyenin ve gazete kupürünün üzerine tuttum. Objektiften bakınca, büyükannemin çocukluk halinin yanında duran ve az önce hıçkıra hıçkıra ağlayan Kerem’in yerinde artık huzurla gülümseyen bir çocuk vardı.
Bu makine, zamanın fısıltılarını duymamı sağlamış ve ailemin en büyük yarasını iyileştirmem için bir köprü olmuştu. Mira’nın notu artık masanın üzerinde sıradan bir kağıt gibi duruyordu; görevini tamamlamıştı. Objektifi son kez gökyüzüne çevirdim ve bu gizemli hikayeyi, Mira ve Kerem'in anısına sonsuza dek mühürledim.
Sevgiler
Nihals~~
"Zamanın Fısıltısı hikaye serimizin sonuna geldik. Nihals ve Mira'nın bu gizemli yolculuğu hakkında siz ne düşünüyorsunuz?"
"Yeni hikayelerden ve projelerden haberdar olmak için blogumuzu takip etmeyi, yorumlarınızla bize destek olmayı unutmayın. Okuduğunuz için teşekkürler!"

Yorumlar
Yorum Gönder