Gökyüzü Bile Yorulur Bazen: Sessizliği Bozma Cesareti

Hayat bazen Bodrum Torba sahilinde güneşin o son kez parlayıp denize daldığı an gibi gelir insana. Her şeyin kararmaya başladığını, ufuk çizgisinin birer birer silindiğini ve sanki bir daha hiç sabah olmayacakmış gibi hissettiğimiz o gri boşluğu hepimiz biliriz. Ama biz ne yaparız? Çoğu zaman en büyük fırtınalarda bile enerjimizin büyük kısmını her şey yolundaymış gibi maskeler, o altın sarısı pırıltılarımızı sergilemeye devam eder kapalı kutu olmaya devam ederiz

 Oysa gerçek güç, her zaman dik durmak değil; bazen o maskeyi indirip "yoruldum" diyebilmektir. İçimizde dev dalgalar boğuşurken dışarıya "sakin bir koy" gibi görünmeye çalışmak, aslında ruhumuzu en çok tüketen şeydir. Gururumuzun arkasına saklanmak yerine, birine en savunmasız halimizle "şu an karanlıktayım ve elini uzatmana ihtiyacım var" demek, hayata tutunmak adına atılabilecek en cesur adımdır.

Bakın, güneş battıktan sonra bile gökyüzü hemen kararmıyor; önce o muazzam turuncular, eflatunlar ve kızıllar her yeri bir sanat galerisine çeviriyor.  

 Daha önce paylaştığım Bodrum Torba'daki gün batımı karelerinde de o anlara tanıklık ettiğimiz gibi; ruhumuz da böyledir. En bitti dediğimiz noktada, o sessiz çığlığı bir cümleye, bir mesaja ya da bir bakışa dökebilirsek, kendi ışığımızın tonlarını keşfetmeye başlarız. Gerçek huzur, insanın sadece kendi doğrularına değil, kendi ihtiyaçlarına da sarılma cesareti gösterdiği o dürüst yolda gizlidir.

Sevgiyle

Nihals~~

Yorumlar