Zamanın Fısıltısı: Antika Makinenin Sırrı "2. Bölüm: Posta Kutusundaki Gizem"
Gecenin kör karanlığında, sadece terliklerimin asfalt üzerindeki hışırtısı ve hızlı nefes alışlarım duyuluyordu. Köşedeki o dökme demir posta kutusuna yaklaştıkça kalbim sanki yerinden çıkacakmış gibi çarpıyordu. Objektiften gördüğüm o sahne gerçek olabilir miydi? Mira gerçekten oraya bir şey mi bırakmıştı?
Posta kutusunun önüne geldiğimde durdum. Eski, soğuk ve üzerine yılların yorgunluğu sinmiş metal kutu, sokak lambasının cılız ışığı altında sanki benden bir sır saklıyormuş gibi mağrur duruyordu. Eğildim. Ellerim titreyerek kutunun altındaki o dar boşluğa uzandı. İlk başta sadece tozlu ve pürüzlü bir zemin hissettim. Tam "boşuna geldim" diyecekken, parmak uçlarım küçük, sert ve kurumuş bir kağıt parçasına çarptı.
Nefesimi tuttum. Yavaşça çektim. Avucumda, kenarları yanmış gibi sararmış, üzerine nem sinmiş minicik bir not kağıdı vardı. Üzerinde sadece iki kelime yazıyordu: "Görmen Gerekiyordu."
Eve nasıl döndüğümü hatırlamıyorum. Notu masanın üzerine, o antika fotoğraf makinesinin hemen yanına bıraktım. Bir kağıda, bir makineye bakıyordum. Mira beni neden seçmişti? Ve asıl soru; 1950'lerde bıraktığı o not, nasıl olmuş da bunca yıl orada beni beklemişti? Makineyi elime aldım, objektifi bu sefer evdeki eski bir aile fotoğrafına çevirdim. Gördüğüm şeyle makineyi elimden düşürmem bir oldu. Fotoğraftaki çocuk gülümsüyordu ama objektifin içinde o çocuk ağlıyordu.
Bu makine sadece zamanı göstermiyordu; o, duyguların ve saklanan gerçeklerin aynasıydı. Ve Mira, bu aynanın anahtarıydı.
Sevgiler
Nihals~~
"Fotoğraftaki çocuk neden ağlıyordu? Mira'nın sırrı derinleşiyor... Cevabı 3. Bölümde!"
"Yeni bölümlerden haberdar olmak için blogumuzu takip etmeyi ve yorum bırakmayı unutmayın."

Yorumlar
Yorum Gönder