Yalnızlığın Soğuğu ve Yanlış Kapıların Sahte Sıcaklığı


Yalnızlığın Soğuğu ve Yanlış Kapıların Sahte Sıcaklığı

Modern hayatın en büyük yalanlarından biri, yalnızlığın her zaman bir "tercih" ve "özgürlük" olduğu masalıdır. Oysa dürüst olalım; bazen o sessizlik, evin duvarlarında yankılanan koca bir boşluktan başka bir şey değildir. Bekar olmanın, hayatı tek başına sırtlamanın ve en saçma anlarını paylaşacak bir "ayna" bulamamanın verdiği o kendine has, berbat bir tadı vardır. Bu hissi itiraf etmek zayıflık değil, insan olmanın en çıplak halidir.

Tam da bu noktada, yalnızlığın o buz gibi soğuğundan kaçmak isterken kendimizi bir başka tuzağın içinde buluruz. Ruhumuzu dinlendirecek bir liman ararken, aslında bizi içten içe kemiren, enerjimizi sömüren ve tabiri caizse "hasta eden" insanların ateşine sığınıyoruz. Neden bizi huzursuz eden, midemize kramplar sokan o karakterlere çekiliyoruz? Çünkü bazen tanıdık olan acı, hiç bilmediğimiz o dingin huzurdan daha "güvenli" ve "ev gibi" hissettiriyor.

Asıl bilgelik, bu kısır döngüyü fark ettiğimiz o sancılı saniyelerde gizlidir. Yalnızlığın ağırlığı altında ezilmemek için kendimizi yanlış insanların avuçlarına bırakmak, sadece yarayı derinleştirir. Kendi doğrularımıza sarılma cesareti, sadece dik durmayı değil, bazen o sessizliği kucaklamayı ve bizi zehirleyen her türlü "sahte sıcaklıktan" vazgeçmeyi gerektirir. Gerçek huzur, başkasının gölgesinde değil, kendi ışığımızda demlendiğimizde başlar.

Sevgiler

Nihals~~


Yorumlar